23 Mayıs 2010

Yine sabah oldu kollarımda dünden kalma acı sızı... Çalışmak hoş da insan bazen eğlenmeğe ihtiyaç duyuyor. Acaba başka bir yerde olsam hayatım nasıl olurdu? şöyle büyük bi şehirde, mesela deniz kenarı... hadi be sende orman değil ya bu dilinden anlayasın. O zaman başka bi şehir olsun büyük, görkemli, ışıklı, asfalt yolları, fabrikaları olsun. İnsanların eğlenebileceği mekanlar, parklar olsun. Bende orada yaşayan sıradan bi vatandaş...İşim olsun, arkadaşlarım olsun olmuşken bide arabam olsun be. Bindimmi şöyle... kalk oğlum öğlen oldu herkes işi bitirdi sen daha yatıyosun sanki millet bize çalışıyor, bu ne umursamazlık; böyle giderse acından ölürsün sen, kim vercek sana ekmeği? Annemin sesi.. hayallerimi yerle bir etti sağolsun saatini hiç şaşırmaz yaz kış hep bu saatlerde kalkar sonrada işi olsada olmasa tam olarak bu cümlelerle bizi kaldırır... kalkıyım bari şimdi küplere binmesin annem. Bırak yatsın çocuklar yahu şimdiye kadar biz çalıştıkta ne oldu sanki elimize ne geçti iş kaçmıyo bugün olmazsa yarın biter.. Babamın sesi beni hemen rahatlatır yatağın içine yeniden kurulurum tam hayale dalacak vakit başlar fasıl. Sen bu çocukları kendine bezeteceksin der annem . babam da sana benzedide ne oldu yani işte hepsi nin de sonu bizim gibi olacak cümleleriyle başlar tartışma akşama kadar belirli aralıklarla devam eder. Bizde herzaman ruhumuzu kaybetmiş gibi çalışırız.Tarladır çalıştığımız yer hasad yaparız. Artık buğday, arpa allah ne ve de nekadar verdiyse (nekadar verdiyse diyorum çünkü bizim oralarda sulama yoktur ) misal o yaz hiç yağmur yağmaya bilir sende hiç mahsul alamaya bilirsin yada yağmur çok yağar tohum çürür, sel götürür ama aklım ermez nasıl yaşar insanlar neyle geçinir neden isyan etmez. Of yav yine sıkıntı bastı hava da iyice ısındı ne yapsamda kayatarsam ben bu işten ? en iyi yol babamı gaza getirmektir.. baba ya sen nekadar para harcadın bu ürünleri ekerken? misal şu kadar peki hasad yaparken ne kadar harcadın? o da şukadar.. Babam sallmaz gayet ciddiyetle cevap verir ve bu numara herzaman tutar.. peki hadi sattık diyelim o nekadar tutar? hiç işte ne olacak şu kadar der ama ben size açıklayayım söz temsil ürünler satılınca ele geçen para, edilen masrafların yarısı bile değildir. Sonra hemen babam kendini toparlamadan ben yeni soruyu yapıştırI veririm. Demekki biz boşuna çalışıyoruz öylemi?. Bırakın hesabı kitabı da işinize bakın allaha şükür aç değiliz açık değiliz der işin vahametini kavrayan annem, zira bu durumların sonunu o da en az benim kadar ezbere bilirr. Lakin artık çok geçtir babamın içine kurt düşmüştür birkere. Sonra aman be olum insanda şans olacak doğmuşuz burada bikere, başka yer bilmeyiz başka iş bilmeyiz katlanmaktan başka çaremiz yok der ve iki tarla arsındaki sınıra oturur.( Tarla seviyesinden daha yüksek olduğu için tercih edilir) yakar bi cigara . O anda gözü hiç brişey görmez ve benim kaçış anımdır. Bende göstermelik isyanımı eder elimdeki iş aleti neyse (tırmık, yaba) atar kaçarım. Lan ben böyle işin böyle yaşamanın diyip tam elimdekini yere atacakken paaaaaaaaatt.. Sırtımın tam orta yerine inen sopanın neye benzediğini merakla arkama dönünce karşım da Ömer dedeyi buldum. Aslında onun sallana sallan geldiğini uzaktan görmüştüm ama o ara babamı ikna etmekle meşgul olduğum için unutmuşum. Ha dede dediysem benim dedem falan deği,l uzaktan akrabam olur ama harkes ona dede der. Bu adam iri yarı, ak saçlı, pala bıyklı, şapkalı,eli bastonlu bir ihtiyardır . Çok bilmiş, görmüş geçirmiş edasıyla hiç biri kendisinin olmayan bu tarlalarda gezinir durur. Sevenleri çoktur ancak ben pek haz etmem bu adamı, hep başkalarının işine karışır, iş tarif eder, öğüt verir falan filan yani. Velhasıl ben bu adama sırtıma inen sopanın hesabını sormaya hazırlanırken babamın kaşlarının kalktığını gördüm ve "sakın oğlum " mesajını aldım babamı arasıra kandırsamda onun sözü bana fermandır.Böylece sakin bir tavır takındım ve sordum noldu ömer dede hayırdır ?
Sen ilk insanı tanırmısın ?
- Peh! o da sorumu ya ben lise mezunu adamım
- Bakalım nekadar adamsın, hele sen soruma cevap ver kimdir ilk insan, ilk peygamber?
-Hz. Adem
aferim sana peki bu adam ne iş yapardı bilirmisin ?
- yok, bilirim habille kabili falan ama bilmem ne iş yaptıklarını
- ben anlatıyım sana ilk insan, ilk peygamber, topraktan var olmuştur. İlk insanın yine ilk işi toprak işlemektir, yani çifçiliktir . Çiftçilikle ailesinin karnını doyurdu çoğaldı ve insanlığı oluşturdu .yani toprakla var oldun, ataların toprakla yaşadı, sen toprakla yaşamaktasın ve yine toprağa döneceksin. İnsanlık için bu kadar önemli olan bir işle uğarşmak dan dolayı kendinle gurur duymalısın.Aslında insanlık tarihinin en onurlu en değerli işini yapmaktan dolayı ebedi huzur duymalısın dedi ben de hı hı diyip, zaten ben bu adamı bu yüzden sevmiyorum işime burnunu soktuğu gibi bir sürü saçmalıklada kafamı karıştırdı diye içimden geçirdim...
Şimdilerde, o eskiden hayalini bile kuramamak dan mahrum olduğum büyük şehirlerden birinde yaşıyorum hem de düşündüğümden daha iyi pozisyonda.Yapacak hiçbir işim olmadığı gibi parasız da kalmıyorum dilimden eksik etmediğim benim sadık yarim kara topraktır türküsüyle yaşayıp gidiyoruz işte, lakin ne çok mutluyum ne de üzgün sadece kederliyim.Hayallerimdeki fabrikaları gördüm asfalt yolu boyunca dizilmiş heybetli bir sürü bina. İşte ben tam da böyle hayal etmiştim ama içindeki işçiler hiç aklıma gelmemişti. Evet o iki makine arasında bağlantı kuran etten ve kemikten bir diğer makineye dönüşmüş olan iişçiler ,günün yarısından fazlasını çalışmakla geçirip geri kalan yarısında uyuyan ve ailesine zerre zaman ayıramayan işçiler. Düşündüm sonra... toprağı düşündüm, insanı düşündüm... Parklarda var burada hayal ettiğimden daha güzeller ama bizim için güzeller ya peki kafeslere tıkılmış zavallı hayvanlar içinde güzel midir acaba. sonra düşündüm... ormanı düşündüm, özgürlüğü düşündüm...Ha bir de eğlence mekeanları var. Buralarda insanlar çok eğleniyor çooook.. O kadar ki bütün dünyayı kendilerinin sanıyolar ve açlığı, fakirliği düşünmeden umarsızca para harcayıp israf yapıyorlar, emeğin onurunu bilmiyorlar... Sonra düşündüm... alın terini hak etmeyi düşündüm paylaşmayı, yardımlaşmayı ,sevmeyi , saygıyı düşündüm
- ve anladım ki aslında hep kendi köyümü düşünüyorum,buralarda olmayan ancak benim köyümde olmazsa olmayan şeylerdi bunlar.Artık özlüyorum toprağımı, topraktan gelen özümü yitirmenin korkusu içinde.Artık hak veriyorum ömer dede ye hiç olmadığı kadar. biliyorum artık topraktır insanın özü, asfalt olsada yürüdüğü yollar...













Yorumlar
AMA TOPRAK HİÇ DEĞİŞMEDİ
BENİM SADIK YARİM KARA TOPRAK…A.V.ŞATIROĞLU Alıntı
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.